İstanbul'un o boğucu trafiğinden kaçıp soluğu Kazdağları'nda aldım. Edremit sapağından sonraki o virajlı yollar adamı biraz yoruyor, arabayı kullanırken midem kalkmadı desem yalan olur. Ama ormana girip o havayı çekince ciğerlerin açıldığını hissediyorsun.
Telefonun çekmemesi ilk başta ufak bir panik yaratsa da ikinci gün 'dünya yansa umrumda olmaz' moduna girdim. Yalnız o dağ yolunda köy kahvaltısı diye sattıkları serpme kahvaltıların fiyatı iyice çığrından çıkmış. İki domates, bir peynire o paralar verilir mi tartışılır. Yine de sabah o çam kokusuyla uyanmak her şeye değdi.